27 Nisan 2015 Pazartesi

Evrensel isimli romanımdan ilk aşka dair.

Hayatımda, içimden gelerek dilediğim üç-beş dileğim vardır. Onlardan biri de Semih ile yan yana oturmaktı. Fazla mı içten dilemişim ya da çocuk kalbinin saflığı mı desem -sebebini hala net hatırlayamıyorum- yanıma oturdu. Dünya daha bir renkli, müzik dersi bile güzel, azcık zorlasam öğretmenimi bile seveceğim, o kadar mutluyum. Sınıf sessiz, öğretmenin yüzü tahtaya dönük, tahtaya bir çocuk şarkısının sözlerini yazıyor.  Şarkının adı  “Sağlık Öğüdü”  öğretmenimiz nasıl itina ile yazmışsa biz de hem çabuk hem de güzelce defterimize geçiriyoruz. Şarkının sözleri şöyle :
Kim erken yatarsa, vaktinde kalkar,
Pislikten hiç hoşlanmazsa, çok uzun yaşar,
Sıcağı çok sevme, soğuktan da kaç,
Tertemiz açık hava, hep en iyi ilaç.

            Şarkının başlığını kırmızı kalemle yazdım, sözlerini ucunu iyice açtığım kurşun kalemle inci gibi yazdım. Kalemimi defterimin yanına koydum, çiçek oldum, öğretmenin gelip iyi olmuş işaretini koymasını bekliyorum. Semih elime dokundu. Zaman durdu, sol koluma yakın vücudumun üst kısmında sanki bir kuş hapsetmiştim, dışarı çıkmak için öyle çırpınıyordu. Yüzüm yanıyor, avazım çıktığı kadar bağırsam bir gık diyecek kadar ancak sesim çıkacak gibi hissediyordum. Bir paket halleye dokunmadan misafirin o yaramaz çocuğuna hiç ama hiç mızırdanmadan verebilirdim. Kafamı çevirdim, sesim çıkmadı, çıksaydı efendim diyecektim. “Salık Öğüdü yazmışsın” dedi. Başlığı yazarken yumuşak g’yi unutmuşum. Semih, bana hayatım boyunca alfabede bir diğerinin taklidi olmaktan öteye gidememiş, kelimelerin arasında kalmaya mahkum bir harfi sevdiren çocuk. Ne zaman yumuşak g yazsam elimde elini hissettiğim insan. Aynı saflıkta, aynı heyecanları bir daha hissedemeyişimin sebebi. Her şeyin başlangıcı, her şeyin sonu. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder